Her İngilizce öğrenenin bilmesi gereken 50 phrasal verb

OpenL Team 3/12/2026
Her İngilizce öğrenenin bilmesi gereken 50 phrasal verb

TABLE OF CONTENTS

Phrasal verb, bir fiilin bir edat veya zarfla birleşerek asıl fiilden farklı bir anlam oluşturmasıdır. “Give up”, yukarı doğru “give” etmek anlamına gelmez; denemeyi bırakmak demektir. “Run into” koşmakla ilgili değildir; biriyle beklenmedik şekilde karşılaşmak demektir. “Break down” bir şeyi kırmakla ilgili değildir; çalışmayı durdurmak veya duygusal olarak çökmek demektir.

İngilizcede binlerce phrasal verbs vardır, ama hepsini birden öğrenmeniz gerekmez. Marie Garnier ve Norbert Schmitt’in PHaVE List arkasındaki araştırma, 150 yüksek frekanslı phrasal verb ve bunların en yaygın anlamlarına odaklanır. Aşağıdaki 50 ifade günlük konuşma, e-posta ve medya için pratik bir başlangıç noktası sunar.


Phrasal verbs neden önemlidir

Phrasal verbs günlük İngilizcenin her yerindedir. Ana dili İngilizce olanlar bunları konuşmalarda, e-postalarda ve gündelik yazılarda sürekli kullanır; çoğu zaman bunun farkında bile olmazlar. Bunları atlarsanız ders kitabı İngilizcesini anlarsınız, ama gerçek konuşmalarda zorlanırsınız.

Çevirmenler ve öğrenenler için en büyük sorun şudur: phrasal verbs neredeyse hiçbir zaman kelime kelime çevrilmez. Her birleşim, tek tek kelimelerle çok az ilgisi olan yeni bir anlam oluşturur. British Council explains sayfasında da belirtildiği gibi, tek tek kelimeleri bilmek çoğu zaman phrasal verb anlamak için yeterli değildir.

Tek bir temel fiil birçok farklı phrasal verbs oluşturabilir. Örneğin “come”; come up, come across, come about ve come up with gibi birleşimlerde görünür ve her birinin farklı anlamı vardır.

Bu liste nasıl kullanılır

Aşağıdaki her kayıt şunları içerir:

  • Meaning — Sade İngilizce bir tanım.
  • Example — Phrasal verb kullanımını gösteren doğal bir cümle.
  • Separable or inseparable — Nesneyi fiil ile parçacık arasına koyup koyamayacağınız. Separable ise zamirler ortada olmalıdır: “turn it off” (“turn off it” değil).
  • Translation tip — Phrasal verb’ü doğru çevirmek için rehberlik.

50 phrasal verbs tema bazında gruplandı; böylece ilişkili olanları birlikte öğrenebilirsiniz. Her grupta çok yaygından biraz daha az yaygına doğru ilerlerler.

Tip: When you learn a phrasal verb, write down the whole expression and one natural example sentence. Memorizing the combination is more useful than memorizing the base verb alone.


Her İngilizce öğrenenin bilmesi gereken 50 phrasal verbs

Günlük yaşam

1. Wake up

  • Meaning: Uykuyu bırakmak; uyanık hale gelmek.
  • Example: “I usually wake up at 7 a.m. on weekdays.”
  • Separable: Hayır, geçişsiz. Geçişli biçim (“The noise woke me up”) separable.
  • Translation tip: Çoğu dilde doğrudan karşılığı vardır. Geçişli kullanıma dikkat edin; dönüşlü veya ettirgen bir biçim gerekebilir.

2. Get up

  • Meaning: Yataktan kalkmak; ayağa kalkmak.
  • Example: “She gets up early to go running before work.”
  • Separable: Hayır, geçişsiz.
  • Translation tip: “Wake up” ile ayırın. Saat 6’da wake up olabilir ama 6:30’a kadar get up olmayabilirsiniz.

3. Turn on / Turn off

  • Meaning: Bir cihazı, ışığı veya sistemi başlatmak ya da durdurmak.
  • Example: “Can you turn off the lights before you leave?”
  • Separable: Evet, “Turn the TV on” veya “Turn on the TV.” Zamirlerle: “Turn it off.”
  • Translation tip: Birçok dil ışıklar, makineler ve su için farklı fiiller kullanır. Doğru olanı seçin.

4. Pick up

  • Meaning: Bir şeyi yüzeyden kaldırmak; birini almak; gayriresmi biçimde öğrenmek.
  • Example: “I’ll pick you up at the airport at 3 p.m.”
  • Separable: Evet, “Pick the kids up” veya “Pick up the kids.”
  • Translation tip: Bu fiilin birçok anlamı vardır. Bağlama göre çevirin: nesneler için “kaldırmak”, insanlar için “almak”, beceriler için “kapmak/öğrenmek.”

5. Put on

  • Meaning: Giysiyi vücuda geçirmek; bir şey sürmek/uygulamak.
  • Example: “Put on a jacket — it’s cold outside.”
  • Separable: Evet, “Put your coat on” veya “Put on your coat.”
  • Translation tip: “Take off” ile eşleşir. Hedef dilde giyinme/soyunma fiilini kullanın.

6. Take off

  • Meaning: Giysiyi çıkarmak; yerden havalanmak (uçak); hızlıca ayrılmak.
  • Example: “Please take off your shoes before entering the house.”
  • Separable: Giysi için evet: “Take your shoes off.” Uçak için geçişsiz: “The plane took off.”
  • Translation tip: Giysi çıkarma, uçağın kalkışı ve ani başarı (“Her career took off”) farklı çeviriler ister.

7. Throw away

  • Meaning: Atmak; çöpe koymak.
  • Example: “Don’t throw away those old photos — they might be valuable.”
  • Separable: Evet, “Throw it away” veya “Throw away the old files.”
  • Translation tip: Bazı diller atmak ile israf etmek arasında ayrım yapar. “Throw away an opportunity” mecazidir.

8. Clean up

  • Meaning: Bir yeri düzenli hale getirmek; dağınıklığı temizlemek.
  • Example: “We need to clean up the kitchen before the guests arrive.”
  • Separable: Evet, “Clean the mess up” veya “Clean up the mess.”
  • Translation tip: Gerçek anlamlı (oda temizlemek) veya mecazi (finansları toparlamak) olabilir. Buna göre çevirin.

İletişim

9. Bring up

  • Meaning: Konuşmada bir konudan bahsetmek; bir meseleyi gündeme getirmek.
  • Example: “She brought up an interesting point during the meeting.”
  • Separable: Evet, “Bring it up” veya “Bring up the issue.”
  • Translation tip: “Bring up children” (yetiştirmek) ile karıştırmayın. Anlamı bağlam belirler.

10. Point out

  • Meaning: Bir şeye dikkat çekmek; belirtmek.
  • Example: “He pointed out several errors in the report.”
  • Separable: Evet, “Point them out” veya “Point out the mistakes.”
  • Translation tip: Kelimenin gerçek anlamıyla işaret etmek yerine “belirtmek” veya “vurgulamak” anlamındaki fiilleri kullanın.

11. Speak up

  • Meaning: Daha yüksek sesle konuşmak; fikrini söylemek.
  • Example: “If you disagree, speak up now.”
  • Separable: Hayır, geçişsiz.
  • Translation tip: İki farklı anlamı vardır. “Speak up, I can’t hear you” ses seviyesiyle ilgilidir; “Speak up in meetings” fikirlerle ilgilidir. Doğru olanı çevirin.

12. Talk over

  • Meaning: Bir şeyi ayrıntılı biçimde tartışmak.
  • Example: “Let’s talk it over before making a decision.”
  • Separable: Evet, “Talk it over” veya “Talk over the plan.”
  • Translation tip: “Tartışmak” veya “müzakere etmek” karşılıklarını kullanın. Daha gündelik olan “talk about” ile aynı değildir.

13. Hang up

  • Meaning: Telefon görüşmesini bitirmek; bir şeyi kancaya asmak.
  • Example: “He hung up before I could finish my sentence.”
  • Separable: Kancaya asma için evet: “Hang up your coat.” Telefon görüşmeleri için geçişsiz.
  • Translation tip: Artık telefonları kancaya “asmıyor” olsak da telefon anlamı yaşamaya devam eder.

14. Call back

  • Meaning: Geri aramak.
  • Example: “I missed her call, so I’ll call her back after lunch.”
  • Separable: Evet, “Call me back” veya “Call back the client.”
  • Translation tip: Hedef dilde “aramaya geri dönmek/geri aramak” karşılığını kullanın.

İlişkiler

15. Get along (with)

  • Meaning: Biriyle iyi ilişkiye sahip olmak.
  • Example: “She gets along well with her coworkers.”
  • Separable: Hayır, inseparable.
  • Translation tip: Birçok dilde bunun için özel deyimler vardır. Kelimesi kelimesine çeviriden kaçının; “iyi ilişkiye sahip olmak” için yerel ifadeyi kullanın.

16. Ask out

  • Meaning: Birini randevuya davet etmek.
  • Example: “He finally asked her out after months of hesitation.”
  • Separable: Evet, “Ask her out” veya “Ask out someone you like.”
  • Translation tip: Kültürel bağlam önemlidir. Bazı dillerde doğrudan karşılık yoktur; eylemi açıklayın.

17. Break up

  • Meaning: Romantik ilişkiyi bitirmek.
  • Example: “They broke up after three years together.”
  • Separable: İlişkilerde geçişsizdir, hayır. “Break up the fight” separable ve başka anlamdadır.
  • Translation tip: “Break down” (arıza/duygusal çöküş) ve “break up” (ilişkiyi bitirmek) ayrımını yapın. Farklı çeviriler gerekir.

18. Make up

  • Meaning: Bir anlaşmazlıktan sonra barışmak; bir hikaye uydurmak.
  • Example: “They had a big argument but made up the next day.”
  • Separable: Uydurma için evet: “She made up the story.” Barışma için geçişsiz: “They made up.”
  • Translation tip: Üç anlamı vardır: barışmak, uydurmak ve makyaj yapmak. Bağlama göre çevirin.

19. Grow up

  • Meaning: Yetişkin olmak; olgunlaşmak.
  • Example: “She grew up in a small town in Texas.”
  • Separable: Hayır, geçişsiz.
  • Translation tip: Gerçek bilgi olabilir (“Where did you grow up?”) veya emir olabilir (“Grow up!” = daha olgun davran). Doğru tonu yakalayın.

İş ve çalışma

20. Figure out

  • Meaning: Bir problemi çözmek; bir şeyi anlamak.
  • Example: “I can’t figure out how to use this software.”
  • Separable: Evet, “Figure it out” veya “Figure out the answer.”
  • Translation tip: Hedef dilde “çözmek”, “anlamak” veya benzeri karşılıkları kullanın. Konuşma İngilizcesinde çok yaygındır.

21. Look into

  • Meaning: Araştırmak; incelemek.
  • Example: “The manager promised to look into the complaint.”
  • Separable: Hayır, inseparable.
  • Translation tip: “Check out”tan daha resmidir. “Araştırmak” veya “incelemek” karşılıklarını kullanın.

22. Come up with

  • Meaning: Bir fikir bulmak; çözüm üretmek.
  • Example: “The team came up with a creative solution to the problem.”
  • Separable: Hayır, inseparable (üç kelimeli phrasal verb).
  • Translation tip: “Tasarlamak”, “icat etmek” veya “aklına gelmek” karşılıklarını kullanın. Çok yaygın bir iş ifadesidir.

23. Hand in

  • Meaning: Teslim etmek; yetkili birine vermek.
  • Example: “Please hand in your assignments by Friday.”
  • Separable: Evet, “Hand your essay in” veya “Hand in your essay.”
  • Translation tip: “Submit” veya “turn in” ile benzerdir. Akademik ve işyeri bağlamlarında kullanılır.

24. Go over

  • Meaning: Gözden geçirmek; dikkatlice incelemek.
  • Example: “Let’s go over the report one more time before sending it.”
  • Separable: Hayır, inseparable.
  • Translation tip: “Gözden geçirmek” veya “incelemek” karşılıklarını kullanın. Akademik ve profesyonel ortamlarda yaygındır.

25. Keep up (with)

  • Meaning: Aynı hız veya seviyeyi korumak; güncel kalmak.
  • Example: “It’s hard to keep up with all the changes in technology.”
  • Separable: Hayır, inseparable.
  • Translation tip: İki anlam tonu vardır: tempoya uymak (“keep up with the group”) ve güncel kalmak (“keep up with the news”). Doğru nüansı seçin.

26. Set up

  • Meaning: Düzenlemek; kurmak; ekipmanı hazırlamak.
  • Example: “We need to set up the conference room before the meeting.”
  • Separable: Evet, “Set the equipment up” veya “Set up the equipment.”
  • Translation tip: Çok yönlüdür: mobilya düzenlemek, iş kurmak veya teknolojiyi yapılandırmak. Çeviriyi bağlam belirler.

Practice: Rewrite this sentence in plain English: “I can’t figure out this problem, but I’ll look into it and come up with a solution.” Then compare the two versions and note what each phrasal verb adds.


Planlar ve kararlar

27. Give up

  • Meaning: Denemeyi bırakmak; vazgeçmek.
  • Example: “Don’t give up — you’re so close to finishing.”
  • Separable: Geçişli kullanımda evet: “Give up smoking” veya “Give it up.” Geçişsiz de olabilir: “I give up.”
  • Translation tip: Güçlü duygusal ağırlığı vardır. Sadece “durmak” değil, teslimiyet duygusunu çevirin.

28. Put off

  • Meaning: Ertelemek; geciktirmek.
  • Example: “Stop putting off your homework and start now.”
  • Separable: Evet, “Put it off” veya “Put off the meeting.”
  • Translation tip: Ayrıca “soğutmak/caydırmak” anlamına gelir (“The price put me off”). Gecikme anlamı için “ertelemek” kullanın.

29. Call off

  • Meaning: İptal etmek.
  • Example: “They called off the wedding at the last minute.”
  • Separable: Evet, “Call it off” veya “Call off the event.”
  • Translation tip: “Postpone”dan daha güçlüdür. Etkinlik tamamen iptal edilir.

30. Turn down

  • Meaning: Bir teklifi veya isteği reddetmek; sesi kısmak.
  • Example: “She turned down the job offer because the salary was too low.”
  • Separable: Evet, “Turn it down” veya “Turn down the offer.”
  • Translation tip: İki farklı anlamı vardır: reddetme ve sesi azaltma. “He turned down the music” ile “He turned down the promotion” farklıdır.

31. Take on

  • Meaning: Bir sorumluluğu kabul etmek; birini işe almak.
  • Example: “She decided to take on the project even though she was busy.”
  • Separable: Evet, “Take it on” veya “Take on more work.”
  • Translation tip: “Meydan okumak” da olabilir (“take on a competitor”). Sorumluluk için “kabul etmek” veya “üstlenmek” kullanın.

32. Go ahead

  • Meaning: Devam etmek; başlamak.
  • Example: “If you’re ready, go ahead and start the presentation.”
  • Separable: Hayır, geçişsiz.
  • Translation tip: Sıklıkla izin veya teşvik olarak kullanılır. Yönü değil niyeti çevirin.

33. Carry on

  • Meaning: Bir şeyi yapmaya devam etmek.
  • Example: “Sorry for the interruption. Please carry on.”
  • Separable: Hayır, inseparable. “With” alabilir: “Carry on with your work.”
  • Translation tip: Çok Britanyalıdır. Amerikan İngilizcesinde “keep going” veya “continue” daha yaygındır. Hedef dildeki register’a uyun.

34. Back out

  • Meaning: Bir taahhütten çekilmek.
  • Example: “They backed out of the deal at the last minute.”
  • Separable: Hayır, geçişsiz. “Of” ile kullanılır: “back out of something.”
  • Translation tip: Sözden dönmeyi ima eder. “Cancel”dan daha güçlüdür. “Çekilmek” karşılıklarını kullanın.

Hareket ve seyahat

35. Set off

  • Meaning: Yolculuğa başlamak; yola çıkmak.
  • Example: “We set off early to avoid the morning traffic.”
  • Separable: “Depart” anlamında geçişsizdir, hayır. “Trigger” anlamında separable: “set off the alarm.”
  • Translation tip: Seyahat için “yola çıkmak” veya “ayrılmak” karşılıklarını kullanın. Alarmlar için “tetiklemek/etkinleştirmek.”

36. Check in / Check out

  • Meaning: Otelde veya havaalanında kayıt yaptırmak / otelden ayrılmak; bir şeyi incelemek.
  • Example: “We need to check out of the hotel by 11 a.m.”
  • Separable: Otel/havaalanı kullanımı için hayır, inseparable. “Check out this article” separable ve informal olup “bak” anlamına gelir.
  • Translation tip: Otel ve havaalanı terminolojisi genellikle standarttır. “Check it out” informal kullanımı (“şuna bak”) farklı çeviri ister.

37. Get on / Get off

  • Meaning: Bir araca binmek / araçtan inmek (otobüs, tren, uçak).
  • Example: “We got on the bus just before it left.”
  • Separable: Hayır, inseparable.
  • Translation tip: Bazı diller otobüse binmek ile arabaya binmek için farklı fiiller kullanır. “Get in” arabalar içindir; “get on” daha büyük araçlar için.

38. Drop off

  • Meaning: Birini veya bir şeyi bir yere bırakmak; azalmak.
  • Example: “I’ll drop you off at the station on my way to work.”
  • Separable: Evet, “Drop the kids off” veya “Drop off the package.”
  • Translation tip: “Pick up” ile eşleşir. Biri bırakır, diğeri alır. Ulaşım anlamı için “bırakmak” veya “teslim etmek” karşılıklarını kullanın.

39. Run into

  • Meaning: Biriyle beklenmedik şekilde karşılaşmak; çarpmak.
  • Example: “I ran into my old professor at the bookstore.”
  • Separable: Hayır, inseparable.
  • Translation tip: Tesadüfi karşılaşma anlamı çarpma anlamından çok daha yaygındır. “Bump into” veya “encounter” karşılıklarını kullanın.

40. Show up

  • Meaning: Varmak; ortaya çıkmak.
  • Example: “He showed up 30 minutes late to the interview.”
  • Separable: Hayır, geçişsiz.
  • Translation tip: Çoğu zaman zamanlama hakkında şaşkınlık veya yargı ima eder. “She didn’t show up”, “She didn’t come”dan daha güçlüdür.

Sorunlar ve çözümler

41. Break down

  • Meaning: Çalışmayı durdurmak (makine); duygusal kontrolü kaybetmek; parçalara ayırmak.
  • Example: “The car broke down on the highway during rush hour.”
  • Separable: Arıza ve duygular için hayır, geçişsiz. “Bölmek” anlamında separable: “Break the problem down.”
  • Translation tip: Üç farklı anlam üç farklı çeviri ister. Makine arızası, duygusal çöküş ve analiz için uygun terimler kullanılmalı.

42. Run out of

  • Meaning: Bir şeyin tüm stokunu tüketmek.
  • Example: “We’ve run out of milk — can you buy some on your way home?”
  • Separable: Hayır, inseparable (üç kelimeli phrasal verb).
  • Translation tip: Aciliyet veya sorun ima eder. “Stoku tüketmek” veya “kalmamak” karşılıklarını kullanın.

43. Deal with

  • Meaning: Bir durumla başa çıkmak; bir sorunu ele almak.
  • Example: “How do you deal with stress at work?”
  • Separable: Hayır, inseparable.
  • Translation tip: Hem gündelik hem profesyonel İngilizcede çok yaygındır. “Başa çıkmak”, “yönetmek” veya “ele almak” karşılıklarını kullanın.

44. Sort out

  • Meaning: Bir sorunu çözmek; düzenlemek.
  • Example: “We need to sort out the scheduling conflict before Monday.”
  • Separable: Evet, “Sort it out” veya “Sort out the problem.”
  • Translation tip: Amerikan İngilizcesinden çok Britanya İngilizcesine yakındır. Amerikalılar “figure out” veya “work out” diyebilir. “Çözmek” veya “düzenlemek” karşılıklarını kullanın.

45. Look up

  • Meaning: Bir başvuru kaynağında bilgi aramak.
  • Example: “If you don’t know a word, look it up in the dictionary.”
  • Separable: Evet, “Look it up” veya “Look up the definition.”
  • Translation tip: “Look up to” (hayran olmak) veya “look into” (araştırmak) ile karıştırmayın. Her biri farklı çeviri ister.

46. Find out

  • Meaning: Bilgi keşfetmek; yeni bir şey öğrenmek.
  • Example: “I just found out that the meeting has been moved to Thursday.”
  • Separable: Öğrenen kullanımı için bunu genellikle sabit kabul edin. “find out + noun/clause” veya “find out about + noun” tercih edin: “find out the answer,” “find out about the change.”
  • Translation tip: Daha önce bilinmeyen bir şeyi öğrenmeyi ima eder. Sadece “bulmak” değil, “öğrenmek” veya “keşfetmek” karşılıklarını kullanın.

47. End up

  • Meaning: Sonunda, çoğu zaman beklenmedik şekilde bir durumda olmak.
  • Example: “We got lost and ended up in the wrong part of town.”
  • Separable: Hayır, geçişsiz.
  • Translation tip: Plansız bir sonuç ima eder. “He ended up becoming a doctor” bunun baştaki plan olmadığını düşündürür. Bu nüansı yakalayın.

48. Get over

  • Meaning: Hastalıktan, hayal kırıklığından veya şoktan toparlanmak.
  • Example: “It took her months to get over the breakup.”
  • Separable: Hayır, inseparable.
  • Translation tip: Duygusal toparlanma ve fiziksel iyileşme hedef dilde farklı fiiller gerektirebilir.

49. Work out

  • Meaning: Egzersiz yapmak; bir problemi çözmek; başarılı sonuçlanmak.
  • Example: “Everything worked out in the end.”
  • Separable: Çözme için evet: “Work it out.” Egzersiz ve başarı için geçişsiz.
  • Translation tip: Üç anlamı vardır: fiziksel egzersiz, problem çözme ve bir durumun iyi sonuçlanması. Bağlama göre doğru olanı seçin.

50. Turn out

  • Meaning: Belirli bir şekilde sonuçlanmak; ortaya çıkmak.
  • Example: “The project turned out better than we expected.”
  • Separable: Bu anlamda hayır, geçişsiz.
  • Translation tip: “It turned out that he was right” beklenmedik bilgi ortaya çıkarır. “Sonuçlanmak” veya “olduğu ortaya çıkmak” karşılıklarını kullanın.

Temel çıkarımlar

  1. Phrasal verbs isteğe bağlı değildir; gerçek İngilizce konuşmaları anlamak için temel kelime bilgisidir.
  2. Anlam tek tek kelimelerden değil, birleşimden gelir. Her phrasal verb’ü tek bir kelime birimi gibi ele alın.
  3. Separable ve inseparable ayrımı önemlidir. Separable verbs ile zamirler fiil ve parçacık arasına gelmelidir: “Pick it up,” asla “Pick up it.”
  4. Birçok phrasal verbs birden fazla anlama sahiptir. “Take off” giysi çıkarmak, uçağın kalkışı veya ani başarı anlamına gelebilir. Rehberiniz bağlamdır.
  5. Çeviri yaparken her zaman kelimeleri değil anlamı çevirin. Bir çeviri aracı kullanırsanız sonucun tüm ifadenin amaçlanan anlamını yakalayıp yakalamadığını kontrol edin.

Kaçınılması gereken yaygın hatalar

  1. Translating word by word. “Run out of” koşmakla ilgili değildir. Her kelimeyi ayrı çevirirseniz okuyucuyu karıştırırsınız. Phrasal verb’ü her zaman bir bütün olarak çevirin.

  2. Ignoring separable/inseparable rules. “I looked it up” yerine “I looked up it” demek yaygın bir hatadır. Separable phrasal verbs ile zamirler her zaman ortada durur.

  3. Mixing up similar phrasal verbs. “Look up” (bilgi aramak), “look into” (araştırmak) ve “look after” (ilgilenmek) aynı temel fiili kullanır ama tamamen farklı anlamlara sahiptir. Sadece fiili değil, parçacığı öğrenin.

  4. Using informal phrasal verbs in very formal contexts. Birçok phrasal verbs konuşmada ve günlük yazıda daha doğal duyulur. Akademik makalelerde ve resmi belgelerde tek kelimelik fiiller çoğu zaman daha uygundur: “look into” yerine “investigate,” “put off” yerine “postpone.”

  5. Forgetting that one phrasal verb can have multiple meanings. “Make up” barışmak, uydurmak veya makyaj yapmak anlamına gelebilir. “Work out” egzersiz yapmak, çözmek veya başarılı olmak anlamına gelebilir. Çevirmeden önce her zaman bağlamı kontrol edin.

Phrasal verbs öğrenmek için ipuçları

  1. Learn in context, not isolation. Liste okumak yardımcı olur, ama phrasal verbs’ü makalelerden, dizilerden veya konuşmalardan gerçek cümlelerde görmek kalıcı hale getirir. İngilizce dizileri altyazıyla izlemeyi ve phrasal verbs çıktıkça not etmeyi deneyin.

  2. Group by particle, not just by verb. “Out”ın çoğu zaman tamamlanma veya keşif ima ettiğini fark ettiğinizde (figure out, work out, find out, sort out), yeni birleşimleri hatırlamak kolaylaşır.

  3. Practice by substitution. Resmi bir fiil içeren cümle alın ve onu phrasal verb ile değiştirin: “I need to investigate this” cümlesi “I need to look into this” olur. Sonra alıştırmayı tersine çevirin.

  4. Start with these 50. Binlerce phrasal verbs vardır, ama bu 50 günlük durumlar için güçlü bir temel verir. Nadir olanların peşinden gitmeden önce bunlarda ustalaşın.

  5. Use translation tools to verify your understanding. Context-aware bir çeviriciye phrasal verb içeren tam bir cümle yazın ve sonucun amaçlanan anlamı yakalayıp yakalamadığını kontrol edin. Yakalamıyorsa yanlış tanıma sahip olabilirsiniz.

İlgili kaynaklar

Phrasal verbs’ü OpenL ile doğru çevirin

Phrasal verbs İngilizcenin çevrilmesi en zor kısımları arasındadır, çünkü anlamları deyimseldir, kelimesi kelimesine değildir. “She ran into her ex, and things didn’t work out” gibi bir cümle, çoğu dilde kelime kelime çevrildiğinde hiçbir anlam ifade etmeyecek iki phrasal verbs içerir.

Phrasal verb çevirilerini kontrol etmek için neden OpenL kullanılmalı

  • Meaning-first output: Bir cümlenin kelime kelime değil, anlamına göre çevrilip çevrilmediğini kontrol etmenize yardımcı olur.
  • 100+ languages supported: Başlıca dünya dillerini ve bölgesel varyantları kapsar.
  • Multiple formats: Biçimlendirmeyi koruyarak PDFs, Word documents ve PowerPoint presentations çevirebilirsiniz.
  • Useful for comparison: Deyimsel bir çeviriyi daha kelimesi kelimesine bir çeviriyle hızlıca karşılaştırmanın yoludur.

İster e-postalar, akademik makaleler veya gündelik konuşmalar çeviriyor olun, OpenL özellikle bir phrasal verb birden fazla anlama sahip olduğunda faydalı bir ikinci kontrol olabilir.


FAQ

Phrasal verb nedir?

Phrasal verb, bir fiilin bir veya daha fazla parçacıkla (edat ya da zarf) birleşerek asıl fiilden farklı bir anlam oluşturmasıdır. Örneğin “give” birine bir şey vermek demektir, ama “give up” denemeyi bırakmak demektir. British Council açıklamasına göre phrasal verbs, bütün birimler olarak öğrenmeniz gereken mecazi anlamlara sahiptir.

İngilizcede kaç phrasal verbs vardır?

Farklı sözlükler ve araştırmalar phrasal verbs’ü farklı saydığı için toplamlar çok değişir. Öğretim amaçları için Garnier ve Schmitt’in PHaVE List listesi, 150 yüksek frekanslı phrasal verbs ve en yaygın anlamlarını belirler; bu da öğrenenlere daha gerçekçi bir başlangıç noktası verir. Bu makaledeki 50 ifade, günlük kullanım için bu yüksek faydalı aralıktan seçilmiştir.

Separable ve inseparable phrasal verbs arasındaki fark nedir?

Separable phrasal verbs nesnenin fiil ile parçacık arasına girmesine izin verir: “Turn the light off” veya “Turn off the light.” Zamirlerde nesne ortada olmalıdır: “Turn it off.” Inseparable phrasal verbs fiil ve parçacığı birlikte tutar: “I ran into her” (asla “I ran her into”). Genel kural olarak geçişsiz phrasal verbs (nesnesiz) her zaman inseparable olur.

Phrasal verbs neden çevirmesi bu kadar zordur?

Çünkü anlamları deyimseldir, bileşenlerden oluşmaz. “Look up”, “bilgi aramak” anlamındayken yukarı bakmakla ilgisi yoktur. Her kelimeyi ayrı çevirmek anlamsız sonuç üretir. Etkili çeviri, amaçlanan anlamı anlamayı ve hedef dilde eşdeğer bir ifade ya da sade bir fiil bulmayı gerektirir.

Phrasal verbs’ü resmi yazıda kullanabilir miyim?

Kullanabilirsiniz, ama ölçülü olun. Birçok phrasal verbs konuşma İngilizcesinde ve informal yazıda daha doğal duyulur. Akademik makalelerde, hukuki belgelerde ve resmi raporlarda tek kelimelik eşdeğerler genellikle tercih edilir: “look into” yerine “investigate,” “put off” yerine “postpone,” “set up” yerine “establish.” Bununla birlikte “carry out” (conduct) ve “set up” (establish) gibi bazı phrasal verbs resmi bağlamlarda bile yaygın kabul görür.


Daha fazla İngilizce öğrenme kaynağı ister misiniz? Yaygın çeviri hataları rehberimizi keşfedin veya daha iyi çeviri sonuçları için ipuçlarımızı okuyun.