Bilmeniz Gereken 50 İş İngilizcesi Deyimi
TABLE OF CONTENTS
Business English deyimleri, anlamları yalnızca kelimelerin bireysel anlamlarından anlaşılamayan ifadelerdir. “Ballpark figure”dan “low-hanging fruit”a kadar bu deyimler, toplantılarda, e-postalarda ve müzakerelerde sürekli olarak karşımıza çıkar—ve bunları kelime kelime çevirmeye çalışan ana dili İngilizce olmayanları kolayca şaşırtabilir.
Bu rehber, uluslararası iş ortamlarında kendinize güvenerek iletişim kurmanıza yardımcı olmak için bilinmesi gereken 50 iş İngilizcesi deyimini açık anlamları, gerçek örnekler ve çeviri ipuçlarıyla açıklamaktadır.
İş Deyimleri Neden Önemlidir?
Deyimler akıcılığı ve kültürel farkındalığı gösterir. Bunları yanlış anlamak kafa karışıklığına—veya kaçırılan fırsatlara—yol açabilir. İster uluslararası bir işe hazırlanıyor olun, ister iş belgelerini çeviriyor olun, ister küresel toplantılara katılıyor olun, bu ifadeleri ustaca kullanmak size avantaj sağlar.
Cambridge’den yapılan araştırmaya göre, ana dili İngilizce olmayanlar deyimsel ifadelerle sık sık zorlanır çünkü bunlar kelime kelime çevrilemez. Deyimleri bağlam içinde öğrenmek bu boşluğu kapatmaya yardımcı olur.
Bu Liste Nasıl Kullanılır?
- Her bir madde anlamı, örnek cümlesi ve çeviri rehberi içerir.
- Bağlam önemlidir—bazı deyimler samimidir, bazıları ise resmi ortamlara uygundur.
- Çeviri yaparken, kelimelerin birebir karşılığından ziyade kavramı önceliklendirin.
- Bir deyimin uygun olduğu durumu bilmek için Resmiyet etiketine bakın.
Uzman ipucu: Deyim içeren bir e-postayı mı çevirmek istiyorsunuz? OpenL’i ücretsiz deneyin ve yapay zekanın deyimsel ifadeleri nasıl doğal şekilde çevirdiğini görün.
Bilmeniz Gereken 50 İş İngilizcesi Deyimi
Toplantılar & Tartışmalar
1. Topu yuvarlamaya başlamak
- Anlamı: Bir projeye veya faaliyete başlamak.
- Örnek: “Yeni pazarlama kampanyasına topu yuvarlamaya başlayalım.”
- E-posta versiyonu: “Bu projede topu yuvarlamaya başlamak istiyorum—bir başlangıç görüşmesi planlayabilir miyiz?”
- Resmiyet: Nötr — çoğu iş ortamı için uygundur.
- Çeviri ipucu: Harekete geçmeyi vurgulamak için “başlatmak” veya “başlamak” gibi fiiller kullanın.
2. Aynı sayfada olmak
- Anlamı: Fikir birliği içinde olmak veya aynı anlayışı paylaşmak.
- Örnek: “Devam etmeden önce, herkesin aynı sayfada olduğundan emin olalım.”
- E-posta versiyonu: “Müşteri görüşmesinden önce aynı sayfada olduğumuzdan emin olmak istiyorum.”
- Resmiyet: Nötr — toplantı ve e-postalarda yaygın olarak kullanılır.
- Çeviri ipucu: Uyum veya karşılıklı anlayışa odaklanın.
3. Temas kurmak
- Anlamı: Kısa bir şekilde iletişim kurmak veya takip etmek.
- Örnek: “Müşteri toplantısından sonra seninle temas kuracağım.”
- E-posta versiyonu: “İlerlemeyi görüşmek için gelecek hafta temas kuralım.”
- Resmiyet: Samimi — ABD iş İngilizcesinde yaygındır.
- Çeviri ipucu: “Kontrol etmek” veya “takip etmek” anlamına gelen ifadeler kullanın.
4. Konuya geri dönmek
- Anlamı: Bir konuya daha sonra tekrar dönmek.
- Örnek: “Bütçe tartışmasına yarın tekrar dönelim.”
- E-posta versiyonu: “Daha fazla bilgiye sahip olduğumda bu konuya geri döneceğim.”
- Resmiyet: Samimi — genellikle kurumsal jargon olarak kabul edilir; dikkatli kullanılmalıdır.
- Çeviri ipucu: Geri dönmeyi veya yeniden ele almayı vurgulayın.
5. Konuyu çevrimdışında ele almak
- Anlamı: Bir konuyu mevcut toplantı dışında özel olarak görüşmek.
- Örnek: “Bu konu karmaşıklaşıyor—konuyu çevrimdışında ele alalım.”
- E-posta versiyonu: “Bunu çevrimdışında ele alalım ve ayrı bir görüşme planlayalım.”
- Resmiyet: Samimi — toplantılara özgüdür; yazılı iletişimde nadiren kullanılır.
- Çeviri ipucu: “Ayrı görüşmek” veya “özel konuşmak” ifadelerini kullanın.
6. Table it
- Anlamı: Bir kararı daha sonraya ertelemek.
- Örnek: “Zamanımız tükeniyor. Bunu gelecek haftaya erteleyelim.”
- E-posta versiyonu: “Bu tartışmayı denetimden sonra ertelemeyi öneriyorum.”
- Resmiyet: Nötr — ancak bölgesel farklılıklara dikkat edin.
- Bölge: ABD’de “ertelemek”; İngiltere’de “gündeme almak” anlamına gelir. Gerekirse açıklama yapın.
- Çeviri ipucu: Çeviriden önce bölgesel bağlamı kontrol edin.
7. Drill down
- Anlamı: Bir şeyi ayrıntılı olarak incelemek.
- Örnek: “Satış verilerini ayrıntılı olarak incelememiz gerekiyor.”
- E-posta versiyonu: “Bir sonraki incelememizde bu rakamları detaylı olarak ele alalım.”
- Resmiyet: Nötr — analitik ve teknik tartışmalarda yaygındır.
- Çeviri ipucu: “Derinlemesine analiz etmek” veya “detaylı olarak incelemek” ifadelerini kullanın.
8. Run it up the flagpole
- Anlamı: Bir fikri uygulamadan önce başkalarıyla test etmek.
- Örnek: “Bu konsepti liderlikle paylaşmak istiyorum.”
- E-posta versiyonu: “Bunu yönetim ekibiyle paylaşacağım.”
- Resmiyet: Gayri resmi — eski moda gelebilir; resmi yazışmalarda “geri bildirim almak” ifadesini tercih edin.
- Çeviri ipucu: “Fikri test etmek” veya “geri bildirim almak” ifadelerini kullanın.
Para & Finans
Finansal deyimleri anlamak iş iletişimi için çok önemlidir. Uluslararası müşterilerle çalışıyorsanız, ayrıca sözleşme çevirisi rehberimizi ve fatura çevirisi rehberimizi incelemek isteyebilirsiniz.
9. Ballpark figure
- Anlamı: Kabaca bir tahmin.
- Örnek: “Proje maliyeti için bana yaklaşık bir rakam verebilir misin?”
- E-posta versiyonu: “Bütçelemeye başlayabilmemiz için yaklaşık bir rakam verebilir misiniz?”
- Resmiyet: Nötr — iş iletişiminde yaygın olarak kabul edilir.
- Çeviri ipucu: “Yaklaşık sayı” veya “kabaca tahmin” ifadelerini kullanın.
10. Bottom line
- Anlamı: Nihai sonuç veya en önemli nokta.
- Örnek: “The bottom line is we need to cut costs by 20%.”
- E-posta versiyonu: “The bottom line: we need to finalize the contract by Friday.”
- Resmiyet: Nötr — iş İngilizcesinde çok yaygın.
- Çeviri ipucu: “Sonuç” veya “nihai sonuç” kullanın.
11. In the red / In the black
- Anlamı: Para kaybetmek / Kâr etmek.
- Örnek: “We’ve been in the red for two quarters, but Q3 put us back in the black.”
- E-posta versiyonu: “We need to get back in the black by end of Q4.”
- Resmiyet: Nötr — standart finansal terminoloji.
- Çeviri ipucu: Muhasebe renk kodunu açıklayın veya “zarar/kâr” kullanın.
12. Cut corners
- Anlamı: Bir işi ucuza veya hızlıca yapmak, genellikle kaliteden ödün vererek. (Cambridge Dictionary)
- Örnek: “We can’t cut corners on safety compliance.”
- E-posta versiyonu: “Please ensure the team doesn’t cut corners on quality assurance.”
- Resmiyet: Nötr — yaygın olarak anlaşılır.
- Çeviri ipucu: Hız ve kalite arasındaki takası vurgulayın.
13. Burn rate
- Anlamı: Bir şirketin ne kadar hızlı para harcadığı.
- Örnek: “At our current burn rate, we have 8 months of runway.”
- E-posta versiyonu: “With our current burn rate, we should review the budget next week.”
- Resmiyet: Nötr — startup ve finans bağlamında yaygın.
- Çeviri ipucu: Startup bağlamında “harcama oranı” kullanın.
14. Bang for the buck
- Anlamı: Harcanan para karşılığında alınan değer.
- Örnek: “This software gives us the best bang for the buck.”
- E-posta versiyonu: “This solution offers the best bang for the buck compared to alternatives.”
- Resmiyet: Gayri resmi — konuşmada yazılı metinden daha yaygın.
- Çeviri ipucu: “Paranın karşılığı” veya “maliyet etkinliği” kullanın.
15. Skin in the game
- Anlamı: Bir sonuca kişisel yatırım veya pay sahibi olmak.
- Örnek: “Investors want founders to have skin in the game.”
- E-posta versiyonu: “We prefer partners who have skin in the game.”
- Resmiyet: Nötr — iş dünyasında giderek daha yaygın.
- Çeviri ipucu: “kişisel pay” veya “bağlılık gösteren çıkar” ifadelerini kullanın.
16. Low-hanging fruit
- Anlamı: Kolay kazanımlar veya hızlı fırsatlar. (Merriam-Webster)
- Örnek: “Let’s focus on the low-hanging fruit first.”
- E-posta versiyonu: “I suggest we tackle the low-hanging fruit before moving to complex issues.”
- Resmiyet: Nötr — çok yaygın fakat bazen klişe olarak görülür.
- Çeviri ipucu: “kolay hedefler” veya “hızlı kazanımlar” ifadelerini kullanın.
Takım Çalışması & İş Birliği
17. Pull your weight
- Anlamı: Üzerine düşen işi adil şekilde yapmak.
- Örnek: “Everyone needs to pull their weight on this project.”
- E-posta versiyonu: “I’d like everyone to pull their weight to meet the deadline.”
- Resmiyet: Nötr — doğrudan ama ekip iletişiminde kabul edilebilir.
- Çeviri ipucu: “eşit katkı sağlamak” veya “üzerine düşeni yapmak” ifadelerini kullanın.
18. All hands on deck
- Anlamı: Herkesin yardımcı olması gerekir.
- Örnek: “It’s crunch time—all hands on deck!”
- E-posta versiyonu: “This is an all hands on deck situation—please prioritize this task.”
- Resmiyet: Samimi — en iyi iç ekip iletişimi için uygundur.
- Çeviri ipucu: “herkes katkı sağlasın” veya “tam ekip çalışması” ifadelerini kullanın.
19. Think outside the box
- Anlamı: Yaratıcı veya alışılmadık şekilde düşünmek.
- Örnek: “We need to think outside the box to solve this problem.”
- E-posta versiyonu: “Let’s think outside the box and explore unconventional solutions.”
- Resmiyet: Nötr — fakat sıkça klişe olarak görülür; dikkatli kullanılmalı.
- Çeviri ipucu: “yaratıcı düşünme” veya “yenilikçi yaklaşım” ifadelerini kullanın.
20. Get your ducks in a row
- Anlamı: Organize olmak.
- Örnek: “Sunumdan önce işlerini düzene sok.”
- E-posta versiyonu: “Lütfen müşteri toplantısından önce işlerini düzene sok.”
- Resmiyet: Gayri resmi — ABD İngilizcesinde daha yaygın.
- Çeviri ipucu: “düzgünce hazırlanmak” veya “organize olmak” kullanın.
21. Wear many hats
- Anlamı: Birden fazla rol veya sorumluluğa sahip olmak.
- Örnek: “Bir startupta herkes birçok rol üstlenir.”
- E-posta versiyonu: “Bu pozisyonda, pazarlama ve satışta birçok rol üstleneceksiniz.”
- Resmiyet: Nötr — iş tanımlarında yaygın olarak kullanılır.
- Çeviri ipucu: “birden fazla rol” veya “çok yönlü” kullanın.
22. Move the needle
- Anlamı: Fark edilir bir etki yaratmak.
- Örnek: “Bu kampanya gerçekten satışlarda bir fark yaratacak mı?”
- E-posta versiyonu: “Müşteri sadakatinde fark yaratacak girişimlere ihtiyacımız var.”
- Resmiyet: Nötr — strateji tartışmalarında yaygın.
- Çeviri ipucu: “fark yaratmak” veya “etki oluşturmak” kullanın.
23. Bring to the table
- Anlamı: Değer veya yetenek katmak.
- Örnek: “Masaya hangi benzersiz yetenekleri getiriyorsun?”
- E-posta versiyonu: “Masaya güçlü analitik beceriler getiren adaylar arıyoruz.”
- Resmiyet: Nötr — mülakatlarda ve tekliflerde çok yaygın.
- Çeviri ipucu: “sunmak” veya “katkıda bulunmak” kullanın.
24. In the loop / Out of the loop
- Anlamı: Bilgilendirilmiş / Bilgilendirilmemiş. (Cambridge Dictionary)
- Örnek: “Proje güncellemelerinde beni bilgilendir.”
- E-posta versiyonu: “Zaman çizelgesindeki herhangi bir değişiklikte lütfen beni bilgilendir.”
- Resmiyet: Nötr — iş e-postalarında çok yaygın.
- Çeviri ipucu: “bilgilendirmek” veya “güncellemelerde dahil etmek” kullanın.
Deadlines & Workload
25. Down to the wire
- Anlamı: Son ana kadar.
- Örnek: “The negotiation went down to the wire.”
- E-posta versiyonu: “This project went down to the wire, but we delivered on time.”
- Resmiyet: Nötr — proje güncellemelerinde yaygın.
- Çeviri ipucu: “son dakikaya kadar” veya “çok yakın bir teslim tarihi” kullanın.
26. Crunch time
- Anlamı: Yoğun çaba gerektiren kritik dönem.
- Örnek: “It’s crunch time before the product launch.”
- E-posta versiyonu: “We’re entering crunch time—please clear your schedules.”
- Resmiyet: Gayri resmi — teknoloji ve yaratıcı sektörlerde yaygın.
- Çeviri ipucu: “kritik dönem” veya “yoğun faz” kullanın.
27. Hit the ground running
- Anlamı: Hızlı ve etkili bir şekilde başlamak. (Merriam-Webster)
- Örnek: “We need someone who can hit the ground running.”
- E-posta versiyonu: “We’re looking for a candidate who can hit the ground running.”
- Resmiyet: Nötr — iş ilanlarında çok yaygın.
- Çeviri ipucu: “hemen başlamak” veya “verimli bir şekilde başlamak” kullanın.
28. Burning the midnight oil
- Anlamı: Gece geç saatlere kadar çalışmak.
- Örnek: “The team has been burning the midnight oil to meet the deadline.”
- E-posta versiyonu: “Thanks to the team for burning the midnight oil this week.”
- Resmiyet: Nötr — takdir mesajlarında kabul edilebilir.
- Çeviri ipucu: “fazla mesai yapmak” veya “geç saatlere kadar çalışmak” kullanın.
29. On the back burner
- Anlamı: Düşük öncelikli; ertelenmiş.
- Örnek: “We’ll put that feature on the back burner for now.”
- E-posta versiyonu: “Let’s put this initiative on the back burner until Q3.”
- Resmiyet: Nötr — yaygın olarak anlaşılır.
- Çeviri ipucu: “ertelenmiş” veya “düşük öncelikli” kullanın.
30. Zamanla yarışmak
- Anlamı: Bir son teslim tarihine yetişmek için yarışmak.
- Örnek: “Bu raporu bitirmek için zamanla yarışıyoruz.”
- E-posta versiyonu: “Zamanla yarışıyoruz—lütfen bölümlerinizi saat 17:00’ye kadar gönderin.”
- Resmiyet: Nötr — aciliyeti açıkça ifade eder.
- Çeviri ipucu: “zaman baskısı” veya “son teslim tarihi stresi” kullanın.
31. Öncelikleri dengelemek
- Anlamı: Birden fazla görevi aynı anda yönetmek.
- Örnek: “Üç proje arasında öncelikleri dengelemeye çalışıyorum.”
- E-posta versiyonu: “Şu anda öncelikleri dengelemekteyim, ancak gün sonunda cevap vereceğim.”
- Resmiyet: Nötr — durum güncellemelerinde yaygındır.
- Çeviri ipucu: “birden fazla görevi yönetmek” veya “işleri dengelemek” kullanın.
32. Bandwidth
- Anlamı: Daha fazla iş üstlenme kapasitesi.
- Örnek: “Başka bir projeyi üstlenmek için bandwidth’im yok.”
- E-posta versiyonu: “Şu anda bandwidth’im yok, ancak gelecek ay tekrar değerlendirelim.”
- Resmiyet: Gayri resmi — teknoloji sektörü jargonu; bazı kitleler için kafa karıştırıcı olabilir.
- Çeviri ipucu: “kapasite” veya “müsaitlik” kullanın.
Hızlı test: Bu cümleyi OpenL sitesine kopyalayın: “Let’s circle back after we get buy-in from the team.” AI’nın anlamı nasıl çevirdiğine bakın—kelimeleri birebir çevirmesine değil.
Müzakereler & Anlaşmalar
Müzakereler kesin bir dil gerektirir. Müzakere belgelerinin çevirisiyle ilgili ipuçları için e-ticaret için çeviri rehberimize göz atın.
33. The ball is in your court
- Anlamı: Sıra sizde, harekete geçme zamanı.
- Örnek: “Teklifimizi yaptık. Sıra sizde.”
- E-posta versiyonu: “Teklifimizi sunduk—sıra sizde.”
- Resmiyet: Nötr — yaygın olarak anlaşılır.
- Çeviri ipucu: “karar sizin” veya “sıra sizde” kullanın.
34. Play hardball
- Anlamı: Agresif şekilde pazarlık yapmak.
- Örnek: “They’re playing hardball on the contract terms.”
- E-posta versiyonu: “The vendor is playing hardball on pricing.”
- Resmiyet: Gayri resmi — yalnızca dahili iletişimde kullanılır.
- Çeviri ipucu: “zorlu pazarlık” veya “agresif tutum” ifadelerini kullanın.
35. Win-win situation
- Anlamı: Her iki taraf da fayda sağlar. (Cambridge Dictionary)
- Örnek: “This partnership is a win-win situation for everyone.”
- E-posta versiyonu: “This proposal creates a win-win situation for both teams.”
- Resmiyet: Nötr — çok yaygın ve profesyonel.
- Çeviri ipucu: “karşılıklı fayda” veya “her iki taraf kazanır” ifadelerini kullanın.
36. Sweeten the deal
- Anlamı: Teklifi daha cazip hale getirmek için teşvikler eklemek.
- Örnek: “We can sweeten the deal with free support for a year.”
- E-posta versiyonu: “To sweeten the deal, we’re including three months of free training.”
- Resmiyet: Nötr — tekliflerde kullanılabilir.
- Çeviri ipucu: “teklifi iyileştirmek” veya “teşvik eklemek” ifadelerini kullanın.
37. Seal the deal
- Anlamı: Bir anlaşmayı sonuçlandırmak.
- Örnek: “The CEO flew in to seal the deal personally.”
- E-posta versiyonu: “Let’s schedule a call to seal the deal this week.”
- Resmiyet: Nötr — satış bağlamlarında yaygın.
- Çeviri ipucu: “anlaşmayı kapatmak” veya “sonuçlandırmak” ifadelerini kullanın.
38. Back to square one
- Anlamı: Baştan başlamak. (Merriam-Webster)
- Örnek: “The deal fell through. We’re back to square one.”
- E-posta versiyonu: “Unfortunately, we’re back to square one on this project.”
- Resmiyet: Nötr — profesyonel şekilde hayal kırıklığı ifade eder.
- Çeviri ipucu: “yeniden başlamak” veya “başa dönmek” ifadelerini kullanın.
39. Tüm yumurtalarını aynı sepete koymak
- Anlamı: Her şeyi tek bir seçeneğe riske atmak.
- Örnek: “Tüm yumurtalarını tek bir müşteriye koyma.”
- E-posta versiyonu: “Burada tüm yumurtalarımızı aynı sepete koymamamızı tavsiye ederim.”
- Resmiyet: Nötr — risk tartışmaları için uygundur.
- Çeviri ipucu: “Tüm kaynakları bir yerde toplamak” veya “tek bir riske odaklanmak” ifadelerini kullanın.
40. Buy-in almak
- Anlamı: Onay ve destek kazanmak.
- Örnek: “Önce yöneticilerden buy-in almamız gerekiyor.”
- E-posta versiyonu: “Devam etmeden önce paydaşlardan buy-in almamız gerekiyor.”
- Resmiyet: Nötr — kurumsal ortamlarda çok yaygındır.
- Çeviri ipucu: “Onay almak” veya “anlaşma sağlamak” ifadelerini kullanın.
Başarı & Başarısızlık
41. Harika bir başarıya imza atmak (Knock it out of the park)
- Anlamı: Olağanüstü bir şekilde başarılı olmak.
- Örnek: “Satış ekibi bu çeyrekte harika bir başarıya imza attı.”
- E-posta versiyonu: “Ekip harika bir başarıya imza attı—tebrikler!”
- Resmiyet: Gayri resmi — dahili kutlamalar için en iyisidir.
- Çeviri ipucu: “Beklentileri aştı” veya “büyük başarı” ifadelerini kullanın.
42. Baştan başlamak (Back to the drawing board)
- Anlamı: Başarısızlıktan sonra tekrar plan yapmaya başlamak. (Cambridge Dictionary)
- Örnek: “Prototip testten geçemedi. Baştan başlamak gerek.”
- E-posta versiyonu: “Müşteri teklifimizi reddetti, bu yüzden baştan başlıyoruz.”
- Resmiyet: Nötr — proje güncellemelerinde yaygın olarak kullanılır.
- Çeviri ipucu: “Yeniden tasarlamak” veya “tekrar plan yapmak” ifadelerini kullanın.
43. Tamamen iflas etmek (Go belly up)
- Anlamı: Tamamen başarısız olmak (genellikle işletmeler için).
- Örnek: “Birçok startup ilk yılında tamamen iflas ediyor.”
- E-posta versiyonu: “Resesyon sırasında birkaç rakip tamamen iflas etti.”
- Resmiyet: Gayri resmi — konuşma dilinde yazılı metinden daha yaygındır.
- Çeviri ipucu: “Başarısız olmak” veya “iflas etmek” ifadelerini kullanın.
44. Ahead of the pack
- Anlamı: Rakiplerinden daha başarılı olmak.
- Örnek: “Our innovation keeps us ahead of the pack.”
- E-posta versiyonu: “This strategy will keep us ahead of the pack in 2026.”
- Resmiyet: Nötr — strateji tartışmaları için uygundur.
- Çeviri ipucu: “lider olmak” veya “rakipleri geride bırakmak” ifadelerini kullanın.
45. Raise the bar
- Anlamı: Daha yüksek standartlar belirlemek.
- Örnek: “This product raises the bar for the industry.”
- E-posta versiyonu: “Our goal is to raise the bar for customer service.”
- Resmiyet: Nötr — yaygın ve profesyonel bir kullanım.
- Çeviri ipucu: “daha yüksek standartlar belirlemek” veya “kriterleri iyileştirmek” ifadelerini kullanın.
46. Hit a home run
- Anlamı: Büyük başarı elde etmek.
- Örnek: “The marketing campaign hit a home run.”
- E-posta versiyonu: “The product launch hit a home run—sales exceeded projections.”
- Resmiyet: Gayri resmi — ABD merkezli; Amerikalı olmayanlar için kafa karıştırıcı olabilir.
- Çeviri ipucu: “büyük başarı” veya “büyük kazanç” ifadelerini kullanın.
47. Go the extra mile
- Anlamı: Beklenenden fazlasını yapmak. (Merriam-Webster)
- Örnek: “She always goes the extra mile for clients.”
- E-posta versiyonu: “Thank you for going the extra mile on this project.”
- Resmiyet: Nötr — takdir mesajları için mükemmeldir.
- Çeviri ipucu: “beklentileri aşmak” veya “ekstra çaba göstermek” ifadelerini kullanın.
48. Corner the market
- Anlamı: Bir pazar segmentine hakim olmak.
- Örnek: “They’ve cornered the market on sustainable packaging.”
- E-posta versiyonu: “Our goal is to corner the market in AI translation.”
- Resmiyet: Nötr — iş stratejisinde yaygın bir kullanım.
- Çeviri ipucu: “hakim olmak” veya “pazarı kontrol etmek” ifadelerini kullanın.
49. Kolunda bir koz bulundurmak
- Anlamı: Gizli bir avantaja sahip olmak.
- Örnek: “Endişelenme—sunum için kolumuzda bir kozumuz var.”
- E-posta versiyonu: “Teklifimizi farklılaştıracak bir kozumuz var.”
- Resmiyet: Samimi — konuşmada daha yaygındır.
- Çeviri ipucu: “Gizli avantaj” veya “gizli silah” kullanın.
50. The whole nine yards
- Anlamı: Her şey; tam kapsam.
- Örnek: “Tüm hizmetleri sunuyoruz: tasarım, geliştirme ve destek.”
- E-posta versiyonu: “Paketimizde her şey dahil—eğitim, destek ve güncellemeler mevcut.”
- Resmiyet: Samimi — ABD’ye özgü bir deyimdir; uluslararası kitleler için açıklama gerekebilir.
- Çeviri ipucu: “Tam paket” veya “her şey dahil” kullanın.
Ana Noktalar
- İş dünyası deyimleri kaçınılmazdır İngilizce konuşulan iş yerlerinde—bunları öğrenmek anlama ve akıcılığınızı artırır.
- Bağlam önemlidir: Deyimleri e-posta veya resmi belgelerde kullanmadan önce resmiyet seviyesini kontrol edin.
- Kelime kelime çevirmeyin: Deyimler anlamına göre çevrilmelidir, kelime kelime değil.
- Bölgesel farklara dikkat edin: Bazı deyimler (ör. “table it”) ABD ve İngiltere’de farklı anlamlara gelir.
- Yapay zeka araçlarını akıllıca kullanın: OpenL deyimleri tanıyabilir ve onları 100’den fazla dile doğal şekilde çevirebilir.
Kaçınılması Gereken Yaygın Hatalar
İş dünyası deyimlerini uluslararası ortamlarda kullanırken şu hatalara dikkat edin:
-
Deyimleri aşırı kullanmak: Çok fazla deyim, ekibinizde ana dili İngilizce olmayanları zorlayabilir. Deyimleri sade dil ile karıştırarak kullanın.
-
Kelime kelime çevirmek: “Ballpark figure” deyiminde ne bir top ne de bir park vardır. Her zaman anlamı çevirin, kelimeleri değil.
-
Bölgesel farkları göz ardı etmek: “Table it” ABD ve İngiltere’de zıt anlamlara gelir. Emin değilseniz, “ertelemek” veya “şimdi tartışmak” gibi sade bir alternatif kullanın.
-
Tarihli ifadeleri kullanmak: Bazı deyimler (“run it up the flagpole,” “think outside the box”) klişe gibi gelebilir. Mümkün olduğunda taze ve doğrudan bir dil kullanın.
-
Evrensel anlaşılırlığı varsaymak: Herkes beyzbol veya Amerikan futbolu referanslarını bilmez. Hedef kitlenizin kültürel geçmişini göz önünde bulundurun.
İş Deyimlerini Öğrenmek İçin İpuçları
-
Bağlamda öğrenin: Yalnızca ezberlemeyin. Harvard Business Review veya The Economist gibi iş yayınlarını okuyun, sunumlar izleyin ve podcast dinleyin.
-
Ana dili konuşanlarla pratik yapın: Gerçek konuşmalarda deyimleri kullanarak güven kazanın.
-
Hedef kitlenizi tanıyın: Bazı deyimler samimidir; uygun olmadıkça resmi yazışmalarda kullanmaktan kaçının. Bölgesel farklılıklar için British vs American English rehberimize göz atın.
-
Anlama odaklanın, çeviriye değil: Çeviri yaparken, kelimelerin birebir karşılığından ziyade kavramı aktarın. Kaçınmak için common translation mistakes hakkında daha fazla bilgi edinin.
-
Yapay zeka çeviri araçlarını kullanın: OpenL gibi modern yapay zeka araçları deyimleri tanır ve doğal bir şekilde çevirir, sizi utandırıcı kelime kelime çevirilerden kurtarır.
İlgili Kaynaklar
- 100 Daily English Sentences for Everyday Conversations
- How to Learn English
- 30 Most Popular Text Abbreviations
- Top 30 AI Terms You Need to Know
OpenL ile İş İçeriğini Çevirin
Deyim içeren iş belgelerini çevirmek, sadece kelime kelime dönüştürmekten fazlasını gerektirir. OpenL, doğru ve doğal çevirilere ihtiyaç duyan profesyoneller için tasarlanmış yapay zeka destekli bir çeviri aracıdır.
İş Çevirisi İçin Neden OpenL Tercih Edilmeli
- Bağlama duyarlı çeviri: OpenL deyimsel ifadeleri anlar ve sadece kelimeleri değil, anlamı çevirir.
- 100+ dil desteği: Çince, İspanyolca ve Almanca gibi büyük iş dillerinden bölgesel varyantlara kadar.
- Birden fazla format: PDF, Word belgeleri, PowerPoint sunumları ve daha fazlasını, biçimlendirmeyi koruyarak çevirin.
- Kurumsal düzeyde doğruluk: Sözleşmeler, e-postalar, raporlar ve pazarlama materyalleri için mükemmeldir.
- Hızlı ve güvenli: Belgeleriniz kurumsal düzeyde veri koruması ile hızlıca işlenir.
Pazarlama materyallerini yerelleştiriyor, sözleşmeleri çeviriyor veya çok dilli sunumlar hazırlıyorsanız, OpenL’i ücretsiz deneyin ve profesyonel kalitede çeviriyi yaşayın.
SSS
İş İngilizcesi deyimleri nedir?
İş İngilizcesi deyimleri, profesyonel ortamlarda yaygın olarak kullanılan ve kelimelerinin gerçek anlamından farklı bir anlama sahip olan ifadelerdir. Örneğin, “ballpark figure” yaklaşık bir tahmin anlamına gelir—sporla ilgisi yoktur. Merriam-Webster’a göre, deyimler, ayrı ayrı kelimelerinin anlamlarından anlaşılamayan ifadelerdir.
Resmi iş e-postalarında deyim kullanmalı mıyım?
Bu, deyime ve hedef kitlenize bağlıdır. “Bottom line” veya “on the same page” gibi nötr deyimler genellikle kabul edilebilirdir. “Circle back” veya “run it up the flagpole” gibi daha samimi deyimler ise çok resmi ortamlarda profesyonel görünmeyebilir. Ana dili İngilizce olmayanlara yazarken, sade dil alternatiflerini kullanmayı düşünün.
Deyimler neden çevirmesi zordur?
Deyimler kelimesi kelimesine çevrilemez çünkü anlamları kültüreldir, kelime anlamı değildir. “Low-hanging fruit” ifadesi Çince veya İspanyolcaya doğrudan çevrildiğinde hiçbir anlam ifade etmez. Etkili çeviri, kavramı anlamayı ve hedef dilde eşdeğer bir ifade veya açıklama bulmayı gerektirir.
ABD ve İngiliz İngilizcesinde iş deyimleri farklı mı?
Evet. Bazı deyimler farklı şeyler ifade eder. ABD’de “Table it” ertelemek anlamına gelirken, İngiltere’de şimdi tartışmak anlamına gelir. “Touch base” ifadesi Amerikan İngilizcesinde daha yaygındır. Uluslararası iletişimde, anlamı netleştirin veya evrensel alternatifler kullanın.
Deyimleri nasıl doğru çevirebilirim?
Bağlama duyarlı çeviri için tasarlanmış yapay zeka çeviri araçlarını kullanın. OpenL, deyimsel ifadeleri tanır ve kelimeleri değil anlamı çevirir, böylece hedef dilde doğal bir çıktı üretir.
Daha fazla çeviri ipucu mu arıyorsunuz? Çeviri kalite güvencesi için tam rehberimizi keşfedin veya Daha iyi çeviri sonuçları için 10 ipucu öğrenin.


